27 Temmuz 2026

​Bulgaristan Türk Tiyatrosu Üzerine

Doğu Avrupa, Balkanlar veya bizim söylemimizle Rumeli Osmanlı öncesinde de Türklerin asırlarca var oldukları bir coğrafyadır. Umumi Türk tarihi bakışından mahrum kalışımız oradaki tarihimizi Osmanlılar ve sonrasına hasr etmemize yol açsa da buradaki varlığımızın en eski tezahürlerinden birisi şüphesiz Bulgar adıdır. Tarih zaman içinde akmış ve buradaki Türk varlığı zaman içerisinde kendi devletleri dışında farklı siyasi egemenliklerin altında varlığını sürdürmek durumunda kalmıştır. 1877-78 Osmanlı-Rus harbi sonrası süreç hep bu devreyi işaret eder. “Komünist dönemde Bulgaristan Türkleri göçe zorlandılar. Bunun bir amacı da Türk toplumunun gücünü kırmaya çalışmaktı. Bulgar Komünist yönetimi tek dilli, tek dinli bir millet yaratmak istediğinden Türklerin zorla isimlerini değiştirmeye çalıştı. Bulgaristan 1944- 1989 yılları arasında yeni bir döneme girer. Dönemdeki köklü değişiklikler kültür, sanat ve edebiyata da yansımış, burada yaşayan Türklerin edebiyatı, sanatı da bu değişikliklerden etkilenmiş, devlet kontrolü ve desteğinde, resmi ideoloji propagandası doğrultusunda gelişmiştir. Balkanların sadece Balkanlılara ait olduğu ileri sürülen bu dönemde 1946'dan başlayarak Türk okulları devletleştirilmiş, Türkçe dersler kısmen kaldırılarak Bulgarca konulmuştur. Müzeyyen Buttanrı, Bulgaristan Türkleri Arasında Tiyatro Faaliyetleri, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/449188  ” Emine Işınsu merhume Çiçekler Açar romanında bu sürece çok isabetle ve derinden işaret etmiş idi. İşte bu süreçte varlığını sürdürmenin siyasi ve askeri olan dışında yolları bulunmalıydı ve tiyatro bunlardan birisi olacaktır: “Tiyatro sadece teknikten oluşmaz, herhangi bir oyun kendi kültürüneözgü temaları, fikirleri, duyguları ve deyimleri içerir” Tiyatro ve kültürel aktarım birbiriyle iç içedir. Bunun sebebi tiyatronun insan hayatını işlemesi, insan hayatını oluşturan davranış  ve düşüncelerin  de  kültürü  oluşturmasıdır.  Balkanlardaki Türk gençlerinin ana dillerini, millî kimliklerini ve kültürlerini koruyabilmeleri, bunların  bilincinde  olmaları için yapılacaklar  arasında  tiyatro  turneleri  gibi  sosyokültürel etkinlikler yer almaktadır., Embiye Altaç, Bulgaristan’da Dünden Bugüne Türk Tiyatrosu, Turska, Türkoloji ve Sosyo-Kültürel Araştırmalar Dergisi, 2024, 1(1)s. 62.”

            Tiyatro şüphesiz insanlığın eskimeyen bir sanat dalıdır. Bir sanat olmanın ötesinde bazı zamanlarda ve mekânlarda kültürün yumuşak gücü olarak çok etkisi olacağı da şüphesizdir. Rumeli yahut Balkanlardaki Türk tiyatroları bunun en dikkat çekici unsurlarından biridir. Bulgaristan’da da bu meyanda gelişmelerin olduğu görülmektedir. “Buradaki Türk tiyatrosunun temeli, Bulgarların Osmanlı Devleti’nin tebaası olduğu dönemlerde Türk okullarında hazırlanan müsamerelerle atılmıştır. Bulgaristan’da  Türk  tiyatrolarının  kaynağını  türküler  ve  halk  dansları  gibi  Türk  folkloru oluşturmaktadır.  Türk  folklorunu ve kültürünü  ayakta   tutarak millî  ruhu  canlandırmak amacıyla kurulan Türk Öğretmenler Birliği de 20. yüzyılın ilk çeyreğinde tiyatro ve benzeri faaliyetler gerçekleştirmiştir., Altaç, s. 64.” Türklerin baskılandığı dönemde “Türk tiyatrolarına eleman hazırlanması için Kr. Sarafov adını taşıyan Sofya Tiyatro Sanatı Yüksek Enstitüsü bünyesinde iki yıllık Türkçe sınıflar açılmıştı, onlar da kapatıldı., Buttanrı, s. 141”. Bulgaristan Türkleri arasında tiyatrodan bahsederken Nurullah Ataç vb.lerini de işaret ettiği gibi tiyatro faaliyeti kavramı köy seyirlik oyunları ile ele alınabilir. Tanzimat ile birlikte ise batıda modern tarzda ortaya çıkan tiyatro olgusunun fenomenleri Balkanlarda da görünmeye başlamıştır. “Balkanlar'da "Azınlık" ya da "Öteki" olmak ve var olmaya çalışmak, hele tiyatro yapmak hiç de kolay değildir. Ancak bütün bu şartlara rağmen "Türk müzik ve tiyatro sanatı yine de Bulgaristan'da önemli bir gelişme göstermiştir. Hatta 19. yüzyılın sonlarına doğru tiyatroya karşı ilgi daha da artmış ve hemen hemen bütün okullarda olduğu gibi, şehir ve kasabalarda ve bazı köylerde tiyatro grupları kurulmuştur. Bu gruplar Namık Kemal'in 'Vatan Yahut Silistire', 'İki Ahbap Çavuşlar' vb. piyesler ve komedilerle Türk ordusunun bu topraklarda gösterdiği eşsiz kahramanlığı canlandırmış, halkın kültür ihtiyacını bir dereceye kadar karşılamaya çalışmışlardır. XX. yüzyılın başlarında Balpınar, Silistre, Varna, Rusçuk, Razgrad vb. şehirlerde bazı okul ve köylerde ilk amatör tiyatro ve koro grupların temelleri atılmıştır. 1920'lere gelindiğinde Pravadı, İslimye, Eski Zagra, Aydos, Vidin, Şumnu'nun Çemoglavstsi, köyünde vb. yerlerde yeni yeni tiyatro, müzik ve sanat grupları kurulmuştur. Bunların düzenledikleri müsamereler Türk halkı tarafından ilgiyle karşılanır. Aydos tiyatro grubunun çalışmaları çok yararlı olmuştur. Repertuvarında güzel Türkçe şarkılardan başka Ragıp Felaketofun Bedbaht İşçi, Yalancı Hacı Bektaş gibi sosyal piyesler de yer almıştır. Bu programla tiyatro grubu Burgas ve bu bölgede Türklerin yaşadıkları bütün köyleri dolaşmıştır., Buttanrı, s.144-145” Bu çalışmalar şüphesiz bu sanatın modern manasında gelişmesini sağladığı kadar Türkçe’nin bu topraklarda varlığını da sağlayan çok güçlü bir unsur olmuştur. “1920-1921 ders yılında Vidin'de Türk Öğretmenler birliğinin kılavuzluğu altında Tenvir-i efkar Kulubü mensuplarının Türk kızlarının, erkek ve kadın öğretmenlerin iştirakiyle kurulan Tiyatro Grubu, sahne sanatı yoluyla halk eğitimini daha geniş bir çevreye yayma hareketine girişmiştir. Tiyatro repertuarına ilk olarak Namık Kemal 'in Zavallı Çocuk, Vatan yahut Silistre eserleri alınmış ve başarıyla temsil edilmiştir. Sonraki yıllarda Mustafa Şerif Alyanak'ın Son Karar, Nedamet, Moliere'nin Cimri, Abdülhak Hamid'in Eşber, Hisse-i Şayia ve Rakıbe oyunlarının temsillerinde önemli katkısı olmuştur. Eski Zagra Türk Tiyatro Grubu Türklerin yaşadıkları yerlerde kültür-eğitim çalışmaları düzenlemiştir. Pravadı Tiyatro Grubu müsamerelerden elde ettiği gelirin büyük bir kısmını yoksul okul çocuklarına kıyafet ve kitap almak için kullanır.  Sayıları sürekli artan tiyatro, koro ve müzik sanat toplulukları 1926'da "Bulgaristan Türk Gençlerinin Medeni, İrfan!, İdman!, Spor Turan Cemiyetleri Birliği" çatısı altında birleşerek, çalışmalarını hızlandırırlar. Tiyatro gruplarının ihtiyacını karşılamak için Basri Hasan Bozacı, Türk Gönlü, Bilinmeyen Büyüklük, Mehmet Behçet Perim Vatan Yolunda, Mustafa Şerif Alyanak Çıkmaz Sokak, Mehmet Atalay Ayşe Kadın vb. yazarların piyesleri yayınlanmıştır. Bu gelişmeler 1930'1u yılların ortalarına kadar devam etmişse de bu yıllardan sonra tiyatro, dans ve müzik gruplarının faaliyetleri yasaklanmış, üyeleri dağıtılmıştır., Buttanrı, s.145” Tiyatronun gelişmesi ve seyri Osmanlı sonrası Bulgaristan’daki siyasi gelişmelere de şahitlik eder gibidir. “Bulgaristan Halk Cumhuriyeti döneminde yerli Türk edebiyatı ve sanatında, özellikle şiir, hikaye, tiyatro, halk türküleri dallarında bir gelişme görülmüştür: 9 Eylül 1944 'ten sonra komünist iktidarı yıllarında Türk tiyatroları, dans ve müzik sanat gruplarının yeniden kurulması için Bulgaristan Türkleri büyük mücadeleler verirler. İlgili makamlara büyük gruplar halinde başvururlar. Komünist rejim onların isteklerini kabul etmek zorunda kalır. Moskova'nın direktifiyle kısıtlı da olsa Bulgaristan Türklerine sağlanan bazı kültürel haklar doğrultusunda Bulgaristan Bakanlar Kurulunun kararıyla 1952-1953 yıllarında Şumnu, Hasköy ve Rusçuk'ta birer Devlet Estrat (müzikal) Türk Tiyatrosu açılması kararlaştırılmıştır. Bu üç estrat tiyatro, sahne sanatını, tiyatro kültürünü Türk köylerine kadar götürdüler. Buna amatör Türk tiyatroları ve Türkçe tiyatro oyunları da dâhil olunca Bulgaristan Türk tiyatrosunda önemli bir gelişme kaydedilir. Daha sonraları Hasköy Türk Estrat Tiyatrosu Kırcaali'ye, Rusçuk Tiyatrosu da Razgrat'a taşınmışlardır. Şumnu, Razgrad, Kırcaali Türk tiyatrolarının kurulması üzerine tiyatroya yönelenler, buralarda kendilerini gösterdiler. İçlerinden sivrilenler oldu. Aynı tiyatrolarda ve Sofya radyosunun Bulgaristan Türklerine yönelik yayınlarında Türk şarkıcılar ve türkücüler yetişti. 1952'de Şumnu tiyatrosu il sınırları içinde 114 temsil vermekle kalmamış, Rusçuk, Burgas ve Yama illerine bağlı Türk köylerine de turneye çıkmıştır. 1953 yılında ise aynı tiyatronun oyunları yüz bin seyirci tarafından izlenmiştir. Razgrad ve Kırcaali tiyatroları da repertuarlarına aldıkları Bulgar, Rus ve Türk şarkı ve danslarıyla, bir perdelik piyesleriyle halkın beğeni ve sevgisini kazanmışlardır. 1956'da bu üç tiyatro Sofya'da Birinci Cumhuriyet Gösterisi adıyla düzenlenen tiyatro şenliklerine katılmış ve başarılı olmuştur. 1964'de yine Sofya'da düzenlenen tiyatro şenliklerine katılıp çeşitli ödüller almışlardır. Bu şenlikler Türk tiyatrosunun gelişmesinde önemli olmuşlardır. 1957-1960 yıllarında Sofya Yüksek Tiyatro Sanatı Enstitüsü ile Moskova'daki Yüksek Tiyatro Sanatı Enstitüsü'nde eğitimlerini tamamlayan Recep Sadıkof, Yüksel Yusufof gibi kabiliyetli rejisörlerle Türk tiyatrosu olumlu gelişmelere sahne olmuştur. Tiyatroların kadro ihtiyaçları, açılan kurs ve seminerlerle sağlanmıştır. Yusuf Kerimov, İsmail Bekir, Sabahattin Bayramov, Sabri Tatov, İshak Raşitov, Hasan Karahüseyinov vb. bu yılların en başarılı oyun yazarlarıdır., Buttanrı, s. 145-146”

Bulgaristan Türk tiyatrosu Türk dünyasının o zamanki şartlarında ilginç bir iş birliğini de göstermektedir: “Bulgaristan’ın Türk  azınlığa  eğitim  ve  sosyokültürel  açıdan  imkân  sağladığı  1950’lerde Azerbaycan’dan Türkologlar ve sanatçılar gelmiş, bu alanlara ilgisi olan Türk gençleri de Azerbaycan’da eğitim almaya gönderilmişlerdir. Sovyet Azerbaycan Müzikli Tiyatrosundan deneyimli  Azeri  sanatçılar, açılmış  olan  Türk  tiyatrolarının  gelişmesi  için  yardımcı olmuşlardır. Altaç, s. 64”. “Bulgaristan'daki bu üç Türk tiyatrosu Azerbaycan tiyatro sanatından, özellikle Azerbaycan komedilerinden çok yararlanmışlardır. Birçok Azeri opereti Türkçe’ye aktarılıp sahneye konmuştur. Bunlardan biri de besteci Süleyman Aleskerov'un "Yıldız" operetidir. Söz konusu eser Şumnu, Smolyan (Paşmaklı) ve başka şehirlerde sahneye konmuştur. Sovyet oyunları da sahnelenmiştir. İtalyan yazarı Carlo Goçi 'nin Bahtiyar Dilenciler adlı oyunu, l964'de Razgrad Türk tiyatrosunda sahnelenmiştir. Türk tiyatrolarında çalışan koreograflar ve bestecilerden bazıları Bakü'de kurs görmüşlerdir. Bakülü uzmanlar Bulgaristan'a gelerek Türk tiyatrolarına yardımda bulunmuşlardır. Şumnu Türk Tiyatrosu'na özellikle Prof. Süleyman Aleskerov'un hizmetleri büyüktür. Bu tiyatroların Sovyet Azerbaycan müzikli tiyatrosuyla da sıkı bir ilişkisi vardır. Rusçuk, Şumnu ve Hasköy müzikal tiyatro ekiplerine bilgi ve becerileri ile Azeri sanatçılar yardım etmişlerdir., Buttanrı, s.147” Lakin siyasi gelişmeler bu süreçleri baltalayacaktır: “Stalin' in ölümünden sonra dünya politikasında birçok değişiklikler olmuş Bulgaristan Türklerine izlenen politikada 180 derece bir değişiklik yapılmıştır. 1956-1957'den sonra Bakü'ye Türk asıllı öğrenci göndermek, Bulgaristan'da okul ve üniversitede Türkçe bölümler açmak büyük bir hata olarak değerlendirilmiştir. Türklerin eğitim ve kültürel kalkınması çok görülerek türlü yöntemlere başvurulmuştur. Şurnnu, Razgrad ve Kırcaali Türk tiyatroları Bulgar sosyalist devriminin yirminci yılında Sofya'da yapılan şenliklere ikişer piyesle katılmış, çeşitli ödüller almışlarsa da 1969'da Bulgar hükümetinden büyük bir darbe yemişlerdir. Bu tarihten sonra Türk sanatkârların Türkçe oyunlar yazıp sahneye koymaları şöyle dursun anadillerini konuşmaları bile suç sayılmıştır., Buttanrı, s.148.” 1944- 1969 yıllarında Bulgaristan'daki Türk sanatında bir atılım olmuşsa da 1969'dan sonra bu faaliyetlere büyük darbe iner. Tiyatro, dans ve müzik topluluklarının faaliyetleri yasaklanarak Bulgar sanat topluluklarıyla birleştirilir ve sanatçıları işten uzaklaştırılır. Türkçe sanat eserleri kitaplıklardan toplanılarak imha edilir. Türkler arasında Türkçe bile yasaklandığından Türkçe oyun yazılması, sahnelenmesi de düşünülemez. Şumnu Türk Tiyatrosu Müdürü Yusuf Kerim'in, ünlü besteci Prof. Süleyman Aleskerov'a 28 V 1 982 'de elden gönderdiği mektuplarından birinde şu satırlar yazmaktadır: " . . ... Benim işlerim baresinde neler yazayım. Tiyatrolar bağlandı, benden sevindirici haber beklenemez. Bilirsin tiyatro benim canımdı. Biz onu hiç yoktan var ettik, tam ayakları üzerine basacağı sırada hepsi bitti gitti... Emin olun biz sizi hemişe hatırlıyoruz. Unutmuyoruz. Sizi her hatırladıkça tiyatronun o altın devri yadıma geliyor, bir de üzüntü kaplıyor içimi. Keşke bu üzüntü olmasaydı. Sofya" Bulgaristan' da devlete bağlı iki Türk tiyatrosu 1984'e kadar varlığını sürdürmeye çalışmıştır. Bunlar: 1. Kırcali Kadriye Latifov Türk Tiyatrosu 2. Razgrat Nazım Hikmet Devlet Müzik ve Drama Tiyatrosu Bu iki tiyatro Bulgaristan Kültür Bakanlığı ile Türkiye Büyükelçiliği tarafından desteklenmiştir. Ancak bu tiyatrolar l984 komünist döneminde baskılar sonucu tamamen kapanır., Buttanrı, s.150” Zaman içinde baskılar azalınca Bulgaristan Türk tiyatrosu da yeniden nefes almaya başlayacaktır. “Bulgaristan'da 1989'da Jivkof rejiminin yıkılmasından sonra demokratikleşme konusunda bazı adımlar atılmaya başlar. 1990'dan bu yana Bulgaristan'ın Türklerle yoğun bazı bölgelerinde folklor ekipleri kurularak eski geleneklerin yeniden hayata geçirilmesi için çaba harcanmaktadır. Türk edebiyatı ve sanatını diriltmek için bazı Türk yazar ve şairleri bazı dernekler oluştururlar. 1992'de bu dernekler bazı edebiyat geceleri düzenlerler. Amatör Türk tiyatro, koro ve müzik sanat dallarında bazı gelişmeler görülür. 20 yıl sonra Kırcaali Kadriye Latifova Tiyatrosu yeniden faaliyete geçer. Ancak bu tiyatronun adı Kırcaali "Kadriye Latifova" Sahneli "Dimitır Dimov - Drama ve Kukla Tiyatrosu'dur artık. Kadriye Latifova adlı Türk tiyatrosu, 20 yıl aradan sonra perdelerini açtı. Türkiye'den üç sanatçının başrolleri paylaştığı "Benim Tiyatrom-Karmen" adlı oyunun önceki akşam yapılan galası büyük ilgi gördü. 2006-2007 sezonunda Aladdin kukla piyesi Kırcali Kadriye Latifova Devlet Müzik ve Dram Tiyatrosu'nda Türkçe ve Bulgarca oynadı. Yıldız Kabare, Kadın Krallığı, Alaeddin ve Prenses ve Bezelye Tanesi piyesleri Güney Bulgaristan köy ve kasabalarında oynanmıştır., Buttanrı, s.151”

Bulgaristan’daki tiyatro faaliyetlerine Türkiye’den de destek sağlanmıştır. Örneğin, Ahmet Vefik Paşa’nın kurduğu Bursa tiyatrosunun başındaki Fasulyacıyan’ın, Vefik Paşa’nın Bursa Valiliğinden uzaklaştırılmasının ardından tiyatrodan ayrılıp Bulgaristan’a giderek oyunlar oynadığı bilinmektedir. Bu noktada Bulgaristan’daki Türk azınlığın sosyokültürel etkinliklerine ana vatandan da katkı sağlandığı söylenebilir.  Bu görüşü destekleyen, 2008’de Kırcaali Kadriye  Latifova Devlet Müzik  ve Dram  Tiyatrosu’nda  tiyatro yönetmeni Selim  Gürata’nın Hürrem  Sultan piyesini  sahneye koyduğunu  belirtmiştir.  Türkiye’den Bulgaristan’a giden  tiyatro  sanatçıları  da  oradaki tiyatrolarda sahne alarak Bulgaristan’daki Türk tiyatrosuna katkı sağlamışlardır. Türkiye’deki akademisyenlerin katkısına örnek  olarak  da  Ankara  Üniversitesi  Dil  ve  Tarih-Coğrafya Fakültesinde  öğretim  üyesi  olan  Hüseyin  Mevsim’in  ilk  kez  Türk  yazarların  oyunlarını Sıvremenni  turski  piesi  (Çağdaş  Türk  Tiyatro  Oyunları) başlığıyla  2007’de  çevirerek kitaplaştırması verilebilir. Altaç, s.65.” Buradaki faaliyetlere son yıllarda yine Türkiye’den de katkıların olduğu örülmektedir. “Türkiye'den Bulgaristan'a giden tiyatro toplulukları da olmuştur. Mesela bir haberde şöyle demektedir: "Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı olan "İşte Baş, İşte Gövde, İşte Kanatlar" adlı oyun, Pazarcık kentinde düzenlenen "Birinci Uluslararası Sonbahar Tiyatro Buluşması Festivali" çerçevesinde, 4 Kasım 2010 tarihinde Pazarcık Konstantin Veliçkov Drama Tiyatrosu'nda temsil edildi. Annesi Bulgaristan göçmeni olan Sevim Burak'ın yazdığı ve İskender Altın'ın yönettiği oyunda, Ankaralı tiyatro sanatçıları Elvin Beşikçioğlu ve Funda Gökgücü büyük takdir toplayan bir performans sergilediler. Türkçe sergilenen oyunu, Bulgaristan'ın değişik yerlerinden gelen sanatseverler Pazarcık Konstantin Veliçkov Dram Tiyatrosu salonunu doldurdular., Buttanrı, s. 156.” Bu karşılıklı faaliyetler festivaller vs. gibi vesilelerle devam etmektedir ki Devlet Tiyatrolarımızın Balkanlardaki Türk tiyatrolarına verdiği desteğin burada da devam etmesi beklenen bir durumdur. 

Türkler zamanın şartları içinde medeniyetçi bir millet olarak sanatla alakalarını modern formlar üzerinden her şartta sürdürmeyi başarmışlar ve Bulgaristan Türkleri de bu meyanda Balkanlardaki diğer Türkler gibi sanatla olan ilişkilerini tiyatro üzerinden sürdürürken milli kültürlerini de bu bağlam içinde temsile ve muhafazaya da devam etmişlerdir. Rumeli’nde Türkçe kendi sınırlarında yaşamaya devam ederken siyasi gerçekliğin ötesinde varlığın korunması ve sürdürülmesi noktasında tiyatronun yeri ve varlığı dikkat çekmekte ve desteklenmeyi beklemektedir.