Rusya'da savaş ekonomisi 'personel kıtlığını' derinleştiriyor

Rusya'nın savunma sanayisindeki üretim artışı, Ukrayna ile savaşın beşinci yılında ekonomik büyümeyi ayakta tutan unsurlar arasında yer alırken tarihi düşük seviyelerdeki işsizlik ve sınırlı istihdam havuzu, sivil sektörlerdeki baskıyı artırıyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Rusya'nın 2026 bütçesinde savunma ve güvenlik harcamaları, öncelikli alanlar arasında bulunuyor.
Rusya Maliye Bakanlığına göre, 2026'da federal bütçe gelirlerinin 40,3 trilyon ruble, harcamalarının 44,1 trilyon ruble, bütçe açığının ise 3,8 trilyon ruble düzeyinde gerçekleşmesi öngörülüyor.
Savunma siparişleri ve bütçe harcamaları üretimi desteklerken bu, aynı zamanda ekonominin diğer alanlarında iş gücü bulma sorununu daha görünür hale getiriyor.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verilerine göre, ülkede işsizlik martta yüzde 2,2 seviyesinde gerçekleşirken işsizlik oranı, tarihi düşük seviyelere yakın kalmayı sürdürüyor.
Rus yetkililer, bu oran nedeniyle ekonomide istihdamın güçlü olduğuna işaret etse de aynı zamanda şirketler açısından derinleşen personel açığı sorunu konusunda uyarıda bulunuyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de şubatta yaptığı açıklamada, bazı sektörlerdeki personel açığı koşullarında iş gücü verimliliğinin artırılmasının öncelikli görevlerden olduğunu belirterek, Rus ekonomisinde büyümenin yalnızca yeni çalışan teminiyle değil iş gücünün daha verimli kullanılmasıyla da sürdürülebileceğine işaret etti.
Rusya Merkez Bankası ücret baskısına dikkati çekiyor
Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, nisanda yaptığı açıklamada, ülkedeki iş gücü piyasasının olağan dışı ölçüde sıkı olduğuna işaret ederek, 'Modern Rusya tarihinde hiçbir zaman böyle bir iş gücü açığıyla yaşamadık.' ifadesini kullandı.
Nabiullina, bu durumun enflasyon görünümünü ve para politikası kararlarını da etkilediğini söyledi. Rusya Merkez Bankasının değerlendirmelerine göre, iş gücü piyasasındaki gerilim son dönemde kısmen azalsa da şirketlerin çalışan bulma ve elde tutma konusundaki rekabeti yüksek seyrediyor.
Banka, 2026'ya ilişkin maaş artışı planlarının önceki yıllara kıyasla daha ılımlı hale geldiğini, buna karşın ücret artışlarının verimlilik artışını aşmayı sürdürdüğü değerlendirmesinde bulunuyor.
Rusya Merkez Bankası, bu durumun Rus ekonomisinde iki yönlü baskı oluşturduğuna işaret ediyor. Buna göre şirketler, üretimi sürdürebilmek için çalışanlarına daha yüksek ücretler teklif etmek zorunda kalırken ücretlerdeki artış, şirket maliyetleri ve enflasyon üzerinde ek baskı yaratıyor.
Bazı şirketlerin talepteki zayıflamaya rağmen geçmiş dönemde yaşanan personel sıkıntısı nedeniyle çalışanlarını elde tutmayı tercih ettiklerine dikkati çeken banka yönetimi, bu nedenle iş gücünün sektörler arasındaki yeniden dağılımının zorlaştığını belirtiyor.
Sıkı para politikası yatırım iştahını sınırlıyor
İş gücü sıkıntısına ek olarak, ülkedeki sıkı para politikası da şirketler üzerindeki baskıyı artırıyor. Rusya Merkez Bankası, 24 Nisan'da politika faizini yüzde 14,5'e indirirken para koşullarının hala sıkı olduğunu vurguladı.
Bankaya göre, yatırım aktivitesi genel olarak gerilerken kredi faaliyetleri de 2026'nın başından bu yana ılımlı seyrediyor. Şirketler, yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik nedeniyle yatırım, işe alım ve ücret artışı planlarında daha temkinli davranıyor.
Uzmanlar, bu tablonun, bir yandan savaş ekonomisi ve kamu harcamalarının üretimi desteklediği, diğer yandan sıkı para politikası ve iş gücü açığının özel sektörün genişleme kapasitesini sınırladığı karmaşık bir görünüm oluşturduğu görüşünü paylaşıyor.
Sivil sektörlerde çalışan rekabeti artıyor
Personel açığı, özellikle savunma sanayisiyle benzer nitelikte iş gücüne ihtiyaç duyan sektörlerde daha belirgin hissedilirken imalat sanayisi, lojistik, inşaat, perakende, hizmetler ve bilişim teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren şirketler, hem nitelikli işçi hem de teknik uzman bulmakta zorlanıyor.
Ülkede savunma şirketlerinin devlet siparişleriyle desteklenmesi ve bazı alanlarda daha cazip ücret koşulları sunabilmesi, sivil sektörlerin rekabet gücünü sınırlıyor. Rus savunma sanayisinin yüksek tempoda çalışması, mühendis, teknisyen, üretim işçisi ve nitelikli uzmanlara yönelik talebi artırırken bu durum aynı çalışan profiline ihtiyaç duyan sivil sektörlerde personel açığını derinleştiriyor.
Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, nisan ayında yaptığı açıklamada, 2032'ye kadar Rus ekonomisinin yaklaşık 12 milyon yeni çalışana ihtiyaç duyacağına işaret ederek, en fazla personel ihtiyacının imalat sanayisi, ulaştırma ve depolama ile bilgi ve iletişim alanlarında ortaya çıkacağını söyledi.
Rus hükümeti de 'Kadrolar' adlı milli projeyi başlatarak bu ihtiyaca yanıt vermeyi hedefliyor. Program kapsamında mesleki eğitimin güçlendirilmesi, eğitim sistemiyle iş gücü piyasasının ihtiyaçları arasındaki uyumun artırılması ve gençlerin daha hızlı şekilde istihdama dahil edilmesi amaçlanıyor.
Göçmen iş gücü arayışı genişliyor
Son dönemde Rusya'da yabancı işçilere yönelik idari denetimler sıkılaşırken göçmenlerin kayıt, çalışma izni ve ikamet koşullarına ilişkin düzenlemeler daha yakından izleniyor. Bu adımlar, özellikle Orta Asya ülkelerinden geleneksel iş gücü akışını daha maliyetli ve karmaşık hale getirdi.
Personel açığını kapatmak isteyen bazı Rus şirketleri, Hindistan, Sri Lanka, Bangladeş ve Çin gibi ülkelerden organize iş gücü teminine yöneliyor. Rus basınında yer alan haberlerde, 2026'da en az 40 bin Hint işçinin Rusya'ya gelebileceği, Hindistan'dan gelecek işçiler için özellikle sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde talep yaşandığı belirtiliyor.
Yetkililer, Rusya'nın iş gücü açığının yalnızca iç eğitim programlarıyla çözülemeyeceğini, dışarıdan kontrollü ve sözleşmeli işçi teminiyle hafifletilmesi gerektiğini vurguluyor.
Büyüme kapasitesi için risk oluşturuyor
Rusya'da iş gücü piyasasındaki sıkışıklığın arkasında savunma sanayisindeki gelişmelerin yanı sıra Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana yaşanan demografik sorunlar da bulunuyor.
Rus yetkililer, demografik eğilimleri, çalışma çağındaki nüfusun sınırlı artışını, bazı bölgelerde iş gücü hareketliliğinin düşük kalmasını ve bazı sektörlerde ücretlerin cazibesini kaybetmesini, 'istihdam kıtlığını' derinleştiren unsurlar arasında gösteriyor.
Savaş koşullarında savunma sanayisinin yüksek üretim temposu, bu yapısal sorunları daha görünür hale getiriyor. Kamu tarafından desteklenen savunma işletmeleri, üretimi artırırken sivil sektörlerde kapasite genişletme, yatırım planlarını uygulama ve verimlilik artışı sağlama imkanları sınırlanıyor.